Showing posts with label amerikan. Show all posts
Showing posts with label amerikan. Show all posts
Sunday, April 23, 2017
Amerikan Dış Politikasını Kim Belirliyor
Amerikan Dış Politikasını Kim Belirliyor

A-) Giri?:
Halihaz?rda dünyan?n tek süper gücü kabul edilen Amerika Birle?ik Devletlerinin d?? politika tercihleri ve bu politikan?n belirlenme süreci, y?llard?r akademik çal??malar ve medya tart??malar?n?n odak noktalar?ndan birisi olmay? sürdürmektedir. Bu yaz?da, çe?itli akademik kaynaklar ?????nda, ABDnin d?? politikas?n?n belirlenme ve uygulanma sürecine dair farkl? yakla??mlar? ele alacak ve bu süreçte rol oynayan aktörlerin a??rl?k derecelerini tartmaya çal??aca??m.
B-) Teorik Yakla??mlar
Amerikan D?? Politikas?n?n yap?m süreciyle ilgili olarak 3 farkl? teorik yakla??m bulunmaktad?r.
1-) Neoliberalizm ve Örgütlü Yap?lar: Bu yakla??mda, liberal bir ekonomik ve siyasal sisteme sahip olan ABDde, örgütlü i?veren ve i?çi gruplar?n?n siyasal aktörler üzerindeki etkisi ön planda tutulmaktad?r.[1] Bu noktada, örgütlü i?veren gruplar? ve sermaye kesimleri daha avantajl? gözükmesine kar??n, say?ca daha fazla olan çal??an kesimler de, örgütlü mücadele etmeleri halinde d?? politikan?n yap?m sürecine büyük etkide bulunabilirler. Zira unutulmamal?d?r ki, ço?unluk seçim sistemine ve Ba?kanl?k modeline dayal? olan Amerikan siyasal düzeninde, kazanan her?eyi al?r. Bu nedenle, Ba?kan ve Ba?kan adaylar?, i? çevreleri kadar, oy deposu durumundaki emek gruplar?n?n da tercihlerini dikkate almak zorunda kal?rlar. Demokrasiye uygun olan bu yakla??mda, demokrasi daha çok örgütlü gruplar?n pazarl?k ve mücadelelerinin sonucu gibi görülmekte ve Marksist s?n?fsal yakla??m paradigmas? kullan?lmaktad?r.
2-) Epistemik Gruplar ve Uzmanlar: D?? politikan?n son y?llarda giderek daha karma??k ve uzmanl?k gerektiren bir disipline dönü?mesi ve dü?ünce kurulu?lar?n?n ?srail ve ABDden ba?layarak tüm dünyada önemli bir güç ve endüstri haline gelmesi nedeniyle, Amerikan D?? Politikas?nda epistemik gruplar ve uzmanlar?n giderek önemli bir aktör haline geldi?ini iddia eden teorik yakla??mlar da mevcuttur.[2] Bu yakla??m, son y?llarda giderek güçlenen, ancak demokrasiye baz? noktalarda kar??t alg?lanabilecek elitist (seçkinci) bir bak?? aç?s?n? ortaya koymaktad?r.
3-) Ortalama Seçmen ve Kamuoyu: Amerikan D?? Politikas?n?n yap?m sürecine dair bir di?er teorik yakla??m ise, Amerikan D?? Politikas?n? özgür bireyler üzerine in?a edilmi? Amerikan demokrasisine dayand?rmaktad?r.[3] Bu yakla??ma göre; hükümetler ve kilit karar al?c?lar, Amerikan halk? ve kamuoyunun ortalama görü?üne uygun ?ekilde bir d?? politika belirlemeye gayret ederler. Bu yakla??m?n birinci modelden fark? ise, demokrasiyi örgütlü gruplardan ziyade, özgür ve rasyonel bireyler olarak ele alan liberal paradigmay? kullanmas?d?r.
C-) Amerikan D?? Politikas?n?n Yap?m Süreci: Farkl? De?i?kenler
James Rosenauya göre; bir ülkenin d?? politika yap?m sürecinde etkili olan 5 farkl? tipte de?i?ken vard?r. Bunlar; (1) sistemde kritik konumda olan bireyler, (2) bu bireylerin üstlendikleri roller, (3) hükümetlerin tercihleri, (4) halk?n sosyal e?ilimleri ve (5) sistemik/uluslararas? de?i?kenler olarak ayr??t?r?labilir.[4]
Sistemik etkenler (5), asl?na bak?l?rsa dünyadaki tüm ülkelerin d?? politika yap?m süreçlerini belirler. Di?er ülkelerin izledikleri d?? politikalar ve bunun ABDye olan etkileri, ku?kusuz Amerikan D?? Politika tercihlerine de etki eder. Ancak Ishtiaqa göre; bu durum, daha çok karar al?c?lar?n e?ilimlerini yönlendirme ?eklindedir ve temelde, iç dinamikler, Amerikan D?? Politikas?n?n yap?m sürecinde daha bask?nd?r.[5]
?ç dinamiklere bak?ld???nda; Amerikan halk?n?n tercihleri ve kamuoyu e?ilimleri (4), ku?kusuz d?? politika yap?m sürecinde çok önemli bir etkendir. Elbette, bu demek de?ildir ki, önemli bir uzmanl?k alan? olan d?? politika, ABDde tamamen Amerikan halk?n?n e?ilimlerine göre yönlendirilir. Ancak bir yönde kamuoyunda çok güçlü bir kanaat olu?ursa, karar al?c?lar?n buna ayk?r? hareket etmeleri çok zor hale gelebilir. Örne?in, Vietnam Sava??n?n ve Irak Sava??n?n ard?ndan Amerikan kamuoyunda ortaya ç?kan tepkiler, ABDnin Nixon ve Obama dönemlerinde daha pasifist bir d?? politika izlemesine ve askerlerini baz? bölgelerden geri çekmesine neden olmu?tur. Kamuoyunu yönlendirebilme becerisi nedeniyle, medya konusu da bu noktada ön plana ç?kmaktad?r.
Hükümetler (3), ku?kusuz d?? politika yap?m sürecinin en önemli aktörleridir. Bu noktada, ABD Ba?kan? ve kabinesi, daha sonra da Senato ön plandad?r. Ancak D?? ??leri ve Savunma Bakanl?klar? ve Harry S. Truman taraf?ndan 1947 y?l?nda kurulan Milli Güvenlik Kurulu da (National Security Council), d?? politika yap?m sürecinde oldukça etkili yap?lard?r.[6] Bu kurumlar, anayasan?n verdi?i yetki do?rultusunda Amerikan halk? ve devleti için en faydal?/do?ru tercihleri yapmaya gayret ederler.
Hükümetler d???nda, önemli siyasal karar al?c?lar?n o güne kadar siyasal kariyerlerinde benimsedikleri roller, geli?tirdikleri söylemler ve üstlendikleri sorumluluklar da (2), onlara d?? politikada ba?lay?c? baz? etkilerde bulunabilirler. Özellikle Devlet Ba?kan?n?n çizdi?i k?rm?z? çizgilerin a??lmas?, onlar? bazen belli yönlerde hareket etmeye zorlayabilir. Örne?in, ABD Ba?kan? Barack Obaman?n Suriyedeki Esad rejimi hakk?nda kimyasal silah kullan?m?n? k?rm?z? çizgisi olarak aç?klamas?, ancak daha sonra Gutada sivil halka yönelik olarak yap?lan ve kimyasal silah kullan?m? içeren katliam kar??s?nda tepkisiz kalmas?, Obamay? d?? politikada zor bir konuma sokmu?tur.
Son olarak, önemli karar al?c?lar?n ki?ilik yap?lar? ve fikirleri de (1), d?? politika yap?m sürecinde son derece etkilidir. Örne?in, Amerikan D?? Politikas?na dair yay?nlanm?? baz? ara?t?rma kitaplar?nda, 2003 y?l?nda ba?lat?lan Irak Sava??n?n büyük ölçüde Ba?kan George W. Bushun ki?isel iste?iyle gerçekle?tirildi?i ifade edilmi?tir. Zira iddialara göre, Bush, babas?n?n ba?latt??? Irak operasyonunu tamamlamay? ve Saddam Hüseyini koltu?undan indirmeyi o dönemde bir ki?isel mesele haline getirmi?tir.
D-) Anayasa/Yasal Durum
1788 tarihli Amerikan Anayasas?[7], d?? politika sorumlulu?unu asl?nda büyük oranda federal hükümete (ABD Ba?kan? ve onun Bakanlar Kurulu) vermi?tir.[8] Anayasan?n 1. maddesinin 10. bendinde eyaletler herhangi bir antla?ma, ittifak, veya konfederasyon anla?mas? yapmayacak ve ba?ka bir eyalet veya yabanc? bir devletle anla?ma veya sözle?meye girmeyecek, ya da bilfiil i?gal edilmedi?i veya bir gecikme kabul etmeyecek kadar yak?n bir tehlike olmad??? takdirde, sava?a girmeyecektir gibi ifadelerle, federal bir sistem kurulmas?na kar??n, eyaletlerin yetkileri net bir ?ekilde k?s?tlanm??t?r.
Ancak federal hükümet (Ba?kan), d?? politika yetkilerini, ABD Kongresini olu?turan 2 Meclisten biri olan (di?eri Temsilciler Meclisi) Senato ile payla?maktad?r. Anayasan?n 2. maddesinin 2. bendinde, bu durum ?öyle ifade edilmi?tir; Ba?kan, Senatonun tavsiye ve r?zas? ile, ve mevcut senatörlerin üçte ikisinin onay? ile, antla?malar yapma yetkisine sahip olacak; ve büyükelçileri, di?er diplomatik ki?i ve konsoloslar?, Yüksek Mahkeme yarg?çlar? ile bu Anayasan?n öngörmedi?i ve yasalarla kurulacak Birle?ik Devletleri makamlar? için bütün görevlileri önerecek ve Senatonun tavsiye ve r?zas? ile bunlar?n atamalar?n? yapacakt?r. Dolay?s?yla, ka??t üzerinde ABD Ba?kan? ve kabinesi ile Senato d???nda, Amerikan D?? Politikas?n? belirleyebilecek ba?ka bir aktör yoktur. Ancak pratikte, ba?ta Temsilciler Meclisi olmak üzere birçok farkl? aktör (Amerikan Ordusu, Merkezi Haberalma Te?kilat?-CIA, Wall Street ve finans gruplar?, büyük ?irketler ve farkl? sektörlerin lobi ve bask? gruplar?, ABDnin i?birli?i içerisinde oldu?u farkl? sosyal grup ve devletler, Amerikan halk?n? yönlendiren önemli medya kurumlar?) Amerikan D?? Politikas?n?n yap?m sürecini do?rudan etkilemektedir. Zira George Washington?n da bir defas?nda söyledi?i gibi, Amerikan D?? Politikas?, ayd?nlanm?? (enlightened) kamuoyu görü?lerinden etkilenmektedir.[9]
E-) Ba?kan:
Amerikan D?? Politikas? demek, öncelikle -ama kesinlikle tamamen de?il- ABD Ba?kan? demektir. Ancak Amerikan Anayasas?nda Ba?kana verilen d?? politika yetkileri, çok kapsaml? bir ?ekilde ifade edilmemi?tir. Ba?kan için say?lan öncelikli yetkiler; yabanc? büyükelçileri kabul etmek, af ilan etmek ve Kongrenin ç?kard??? yasalar do?rultusunda yürütme görevini ifa etmektir.[10] Anayasan?n 1. maddesinin 11. bendinde belirtildi?i üzere, en önemli d?? politik yetki say?labilecek sava? ilan etme sorumlulu?u bile, Amerikan siyasal sisteminde yaln?zca Kongrededir. Lakin sava? durumunda Ba?komutan olan ABD Ba?kanlar?, geçmi?te birçok kez Kongre resmen sava? ilan etmeden ülkelerini sava?a sokmu?lard?r. Kore Sava?? (1950-1953), Vietnam Sava?? (1957-1975) ve Körfez Sava?? (1991) ve Irak Sava?? (2003), Kongre taraf?ndan resmen ilan edilmemi? sava?lar aras?ndad?r.
Uluslararas? anla?malar yapma ve büyükelçileri atama gibi do?rudan d?? politikay? ilgilendiren baz? yetkileri de elinde bulunduran ABD Ba?kan?, buna kar??n, bu yetkileri de Senato ile payla?mak zorundad?r. Ayr?ca Kongrenin impeachment yetkisi ile ABD Ba?kan?n? görevinden uzakla?t?rma yetkisi bulunurken, Ba?kan?n Kongreyi feshetme yetkisi yoktur. Dolay?s?yla, Amerikan tipi Ba?kanl?k sistemi, demokratik teammüllere uygun ve s?n?rland?r?lm?? bir Ba?kanl?kt?r.
Bütün bunlara kar??n, Amerikan D?? Politikas?na öncülük etme rolü, kesin bir ?ekilde Ba?kandad?r. Senatonun uluslararas? anla?malar konusundaki denetim yetkisi, Ba?kanlar?n keyfi uygulamalar?n? önlemek amac?yla dü?ünülmü? bir önlemdir. Bu noktada, Senatonun onay? için 2/3 ço?unluk oyu gerekti?i (100 senatörden en az 67sinin onay?) de hat?rlat?lmal?d?r.[11] Senatonun onay (r?za) yetkisi d???nda, tavsiye yetkisini kullanarak anla?malarda de?i?iklikler isteme/yapma hakk? da vard?r.[12]
F-) Kongre:
ABD Kongresinin Amerikan D?? Politikas?na etkisi, ka??t üzerinde görülen Senato yetkilerinden daha fazlad?r. Vietnam Sava??nda ya?anan fiyasko sonras?nda Ba?kanlara duyulan güvenin azalmas?, 1970lerdeki Watergate Skandal? ve son olarak Bill Clinton dönemindeki Lewinsky Skandal? gibi olaylar, ABD Ba?kanlar?n?n prestijlerini azaltm??t?r. Nitekim 1950 ve 1960larda pek nadiren Ba?kanlar?n d?? politik tercihleriyle çeli?en yasalar yapan Kongre, 1980lerden itibaren bu konuda daha etkili davranm??t?r.[13] Örne?in, oldukça ba?ar?l? geçti?i kabul edilen Ronald Reagan döneminde bile, ABD Kongresi Reagan?n anti-balistik füze anla?mas?n? yeniden yorumlamas?n? reddetmi?, El Salvador ve Nikaragua konular?nda Ba?kan?n elini kolunu ba?layan k?s?tlamalar yapm?? ve hatta Güney Afrikaya yapt?r?mlar konusunda kendi iradesini Ba?kana kabul ettirmeyi ba?arm??t?r.[14] Kongrenin Ba?kanla en uyumlu gözüktü?ü konu, Ba?kanlar?n ald??? güç kullan?m? kararlar?d?r. Böyle durumlarda, Kongrenin Ba?kan karar?yla daima uyumlu davrand??? görülmektedir.[15]
Kongrenin d?? politikaya etkisi tart???l?rken, elbette ABDdeki iki partili siyasal sistem de masaya yat?r?lmal?d?r. ABDdeki Cumhuriyetçi-Demokrat ayr??mas? üzerine kurulu olan iki kutuplu siyaset, zaman zaman partizan politikalar? a?an ortak normlar?n olu?mas?na izin vermekte, ancak zaman zaman da partilerin politika ayr??mas? taban tabana z?t hale gelebilmektedir. ABD Ba?kan? Barack Obaman?n, P5+1 ülkelerinin kat?l?m?yla ?ran ?slam Cumhuriyeti ile bu y?l içerisinde yapt??? nükleer anla?maya Cumhuriyetçi Parti üyelerinin gösterdi?i tepkiler, bu duruma iyi bir örnektir.
G-) Sonuç:
Sonuç olarak, Amerikan D?? Politikas?n?n belirlenmesinde en kritik iki kurumun Ba?kan ve kabinesi ile ABD Kongresi (özellikle Senato) oldu?u vurgulanmal?d?r. Ancak gerek Ba?kan?n karar alma süreci, gerekse de Senatonun denetim sürecinde, kamuoyunu ve karar al?c?lar? yönlendiren di?er faktörler de gözden kaç?r?lmamal?d?r. Bunlar, ikinci derecede gözükmesine kar??n, çok etkili olabilen kurumlard?r. Amerikan Ordusu, Amerikan istihbarat te?kilat? olan CIA, siyasete yön veren önemli lobi gruplar? ve think-tankler ve ABD ile ekonomik, siyasi ve askeri ili?kileri güçlü olan di?er devletler, bunlar aras?nda say?labilir. Bu di?er aktörler, ba?ka bir yaz?da daha detayl? olarak incelenecektir.
Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMEC?
KAYNAKÇA
- Spring, Baker (2011), Who Makes American Foreign Policy?, The Heritage Foundation, http://thf_media.s3.amazonaws.com/2011/pdf/UA_ForeignPolicy_BW.pdf.
- Hossain, Ishtiaq (2009), American Foreign Policy: Dynamics of Domestic Sources içinde American Foreign Policy & The Muslim World (editörler: Dr. Ishtiaq Hossain & Dr. Mohsen Mohd Saleh), Al-Zaytouna Center, http://www.alzaytouna.net/english/Docs/2009/AFP-Preface-Intro-Chapter1.pdf.
- Jacobs, Lawrence R. & Page, Benjamin I., Who Influences U.S. Foreign Policy?, Institute for Policy Research Northwestern University Working Paper Series, http://www.ipr.northwestern.edu/publications/docs/workingpapers/2004/IPR-WP-04-05.pdf.
- Peterson, Paul E. (1994), The Presidents Dominance in Foreign Policy Making, Political Science Quarterly, Cilt: 109, No: 2, Yaz 1994, ss. 214-234, http://www3.nccu.edu.tw/~lorenzo/Peterson.pdf.
- Lindsay, James M. (1992),Congress and Foreign Policy: Why the Hill Matters, Political Science Quarterly, Cilt: 7, No: 4, K?? 1992-1993, ss. 607-628, http://www3.nccu.edu.tw/~lorenzo/Lindsay%20Why%20the%20Hill%20Matters.pdf.
[1] Lawrence R. Jacobs & Benjamin I. Page, Who Influences U.S. Foreign Policy?, Institute for Policy Research Northwestern University Working Paper Series, s. 2.
[2] Lawrence R. Jacobs & Benjamin I. Page, Who Influences U.S. Foreign Policy?, Institute for Policy Research Northwestern University Working Paper Series, s. 3.
[3] Lawrence R. Jacobs & Benjamin I. Page, Who Influences U.S. Foreign Policy?, Institute for Policy Research Northwestern University Working Paper Series, s. 4.
[4] Ishtiaq Hossain (2009), American Foreign Policy: Dynamics of Domestic Sources içinde American Foreign Policy & The Muslim World (editörler: by Dr. Ishtiaq Hossain & Dr. Mohsen Mohd Saleh), Al-Zaytouna Center, s. 32.
[5] Ishtiaq Hossain (2009), American Foreign Policy: Dynamics of Domestic Sources içinde American Foreign Policy & The Muslim World (editörler: by Dr. Ishtiaq Hossain & Dr. Mohsen Mohd Saleh), Al-Zaytouna Center, s. 33.
[6] Ishtiaq Hossain (2009), American Foreign Policy: Dynamics of Domestic Sources içinde American Foreign Policy & The Muslim World (editörler: by Dr. Ishtiaq Hossain & Dr. Mohsen Mohd Saleh), Al-Zaytouna Center, s. 43.
[7] Tamam? buradan okunabilir; http://turkish.turkey.usembassy.gov/media/pdf/abd-anayasasi.pdf.
[8] Baker Spring (2011), Who Makes American Foreign Policy?, The Heritage Foundation, s. 3.
[9] Baker Spring (2011), Who Makes American Foreign Policy?, The Heritage Foundation, s. 4.
[10] Paul E. Peterson (1994), The Presidents Dominance in Foreign Policy Making, Political Science Quarterly, Cilt: 109, No: 2, Yaz 1994, ss. 219-220.
[11] Baker Spring (2011), Who Makes American Foreign Policy?, The Heritage Foundation, s. 7.
[12] Baker Spring (2011), Who Makes American Foreign Policy?, The Heritage Foundation, s. 8.
[13] James M. Lindsay (1992),Congress and Foreign Policy: Why the Hill Matters, Political Science Quarterly, Cilt: 7, No: 4, K?? 1992-1993, s. 609.
[14] James M. Lindsay (1992),Congress and Foreign Policy: Why the Hill Matters, Political Science Quarterly, Cilt: 7, No: 4, K?? 1992-1993, ss. 609-610.
[15] James M. Lindsay (1992),Congress and Foreign Policy: Why the Hill Matters, Political Science Quarterly, Cilt: 7, No: 4, K?? 1992-1993, s. 610.
Available link for download
Labels:
amerikan,
belirliyor,
dış,
kim,
politikasını
Wednesday, April 19, 2017
Amerikan İstisnacılığı
Amerikan İstisnacılığı

Amerikan Politikas?, özellikle de Amerikan D?? Politikas? üzerine çal??anlar için Amerikan istisnac?l??? (American exceptionalism) tan?d?k bir kavramd?r. Bu kavram, tarihte birçok farkl? ki?i taraf?ndan olumlu veya olumsuz anlamlarda ve farkl? amaçlarla kullan?lm??t?r. Bu nedenle, bu kavram etraf?nda ?ekillenen yo?un bir anlam kümesinden söz etmek do?ru olacakt?r. Ancak bu kavram kümesi dikkatle incelendi?inde, bu terimin temelde 2 anlamda kullan?ld??? görülebilecektir.
Amerikan istisnac?l??? terimiyle anlat?lmak istenen ilk olgu, ultra-liberal olarak nitelendirilen Amerikan siyasal sistemi ve ekonomik yap?s?n?n di?er ülkelerden daha farkl? olmas?d?r. Ba?kanl?k sistemi, federal yap?s?, 2 kamaral? Kongresi, kendisine özgü siyasi gelenek ve ak?mlar?yla, Amerika Birle?ik Devletleri, hakikaten de dünyadaki birçok ülkeden daha farkl? bir çizgidedir. Ancak, asl?na bak?l?rsa, tüm dünya ülkeleri birbirlerinden farkl? siyasal sistemlere sahiptirler. Dolay?s?yla, bu terimle anlat?lmak istenen istisnac?l?k (exceptionalism), bunun ötesinde bir anlama sahip olmal?d?r. ??te bu anlam? veren ve terimin içini dolduran ikinci olgu ise, ABDnin, ba?ta Avrupa ülkeleri olmak üzere di?er ülkelerden farkl? ve onlar?n geçmi? hatalar?ndan ders alarak kurulmu? yeni bir siyasi sistem olmas? nedeniyle, Avrupal? kuzenlerinden daha ileride, daha liberal ve ba?ar?l? bir model olu?turmas?, bu nedenle de dünya siyasetinde öncü bir rol oynamaya hakk?n?n olmas?d?r. Yani bu ikinci ve daha yayg?n kabul gören anlam?yla, istisnac?l?k, üstünlük anlam?nda bir nitelik de ta??maktad?r. Bu kavram, daha çok ABDye yerle?en Anglo-Sakson kökenli Püriten H?ristiyanlar?n (Protestan gruplar) geli?tirdi?i ve yeni dünyada adeta ?ncil temelli vaad edilmi? topraklara (?srail) benzeyen üstün bir medeniyet kurma dü?üncesine dayanmakta ve teokratik olarak da güçlü bir temele oturmaktad?r.[1] Bu anlam?yla, ABDnin, dünya siyasetinde kendisine mesiyanik bir rol yükledi?i dahi iddia edilmektedir.
Bu ikinci anlam etraf?nda ?ekillenen de?er yarg?lar? ve Amerikan milli kimli?i ise, Amerikan D?? Politikas?n?n ?ekillenmesine ciddi oranda katk? yapmaktad?r. Ancak bu noktada, Amerikan D?? Politikas?ndaki uluslararas? müdahaleci (internationalist interventionist) ve içe kapanmac? (isolationist) e?ilimleri tetikleyen yine 2 farkl? alg?lama bulunmaktad?r. ?öyle ki; exemplary exceptionalism (örnek istisnac?l?k) ad? verilen yakla??mda, ABDnin serbest piyasa ekonomisi ve siyasal liberalizmden kaynaklanan üstünlü?ünün bir model olarak di?er dünya ülkelerine sunulmas? ve daha çok yumu?ak güç unsurlar?n?n ve diplomasinin kullan?lmas? ön plana ç?kar?lmaktad?r. Obama yönetiminin, Afganistan ve Irak sava?lar? nedeniyle yorgun dü?en ve dünyada de?er kaybeden Amerikan istisnac?l???n? toparlamak ad?na son y?llarda bu tarz bir e?ilime yöneldi?i kolayl?kla fark edilebilir. Missionary exceptionalism (misyoner istisnac?l?k) ad? verilen ikinci yakla??mda ise, ABDnin üstünlü?ünün yaln?zca bir rol model olarak sunulmas? de?il, bunun dünyaya ihraç edilmesi, yay?lmas? ve özellikle ba??ms?zl?k ve özgürlük aray???ndaki halklara destek olunmas? yolunda aktif bir d?? politika izlenmesi ve d?? müdahalecili?in me?rula?t?r?lmas? görülmektedir.
Birçok siyasal gözlemci, ABD kamuoyunun adeta bir sarkaç gibi zaman zaman bir tarafa, zaman zaman di?er tarafa yöneldi?ini iddia etse de, asl?nda ?kinci Dünya Sava??ndan beri (Pearl Harbour Bask?n?), Amerikan d?? politikas?nda müdahalecilik e?ilimleri genelde a??r basmaktad?r. Bu noktada, Demokrat ve Cumhuriyetçi Ba?kan ve iktidarlar aras?nda farkl?la?an bir konu, müdahalelerin kapsam? ve niteli?idir. Cumhuriyetçi iktidarlar, genelde kapsaml? askeri müdahaleleri ve cephe sava?lar?n? tercih eder ve Amerikan Ordusunu daha aktif bir ?ekilde kullan?rken (Baba ve o?ul Bush dönemlerindeki Körfez Sava?lar? akla gelebilir), Demokrat iktidarlar, ço?unlukla, k?s?tl? askeri operasyonlar? (Bin Ladenin öldürülmesi vs.) ve yumu?ak güç unsurlar?n?n (diplomasi, ekonomik bask?lar) etkin kullan?m? ile birlikte istihbarat faaliyetlerini tercih etmektedirler.
Amerikan istisnac?l???, 19. yüzy?ldan ba?layarak Amerikan siyaseti ve d?? politikada s?k s?k propaganda ya da ele?tiri konusu yap?lm??t?r. Son örnek, 2012 Ba?kanl?k seçimleri kampanyas?nda Cumhuriyetçi Parti aday? Mitt Romneynin, Demokratlar?n aday? Barack Obamay? Amerikan istisnac?l??? konusunda Amerikan halk? ile ayn? de?erleri payla?mamakla suçlamas? olmu?tur.[2] ?lginç bir ?ekilde, Sovyet diktatörü Joseph Stalin, 1929 y?l?nda Amerikan istisnac?l???na ilk vurgu yapanlardan olmu?tur. Stalin öncesinde bu terimi kullanan en önemli ki?i ise, bu ülkeyi 1830larda ziyaret eden ve Amerikan demokrasisine hayran kalan Frans?z aristokrat Alexis de Tocqueville olmu?tur. 1960lar?n ba?lar?nda Ba?kan John Fitzgerald Kennedynin baz? konu?malar?nda da, ABDnin kendisine üstlendi?i kurtar?c? rolü ve üstünlük pozisyonunun etkileri görülebilir. Bu durum, So?uk Sava? ko?ullar?nda ABDnin Bat? Blo?unun liderli?ini üstlenmesi nedeniyle, do?al olarak güçlenmi?tir. Ronald Reagan ve George W. Bushun birçok konu?mas?, istisnac?l?k terimi do?rudan kullan?lmadan bu hissin Amerikan halk?na verildi?i önemli metinlerdir.
Ancak bu kavram etraf?nda ?ekillenen siyasal duru?un, bir anlamda di?er halk ve devletlere yönelik bir üstünlük dü?üncesi içermesi ve d?? politikada müdahaleci e?ilimleri güçlendirmesi nedeniyle, ABD içerisinden ve dünyadan bu yakla??ma çe?itli ele?tiriler ve tepkiler de yükselmektedir. Örne?in, ABD Ba?kan? Barack Obama, 2009 y?l?nda Amerikan istisnac?l???na ?üpheyle yakla?t???n? belirten bir konu?ma yapm??t?r. Obaman?n bu yakla??m?n?n, müdahalecilik kar??t? d?? politika çizgisiyle de uyumlu oldu?u belirtilmelidir.
Bu noktada yap?lan ele?tiriler, elbette hakl? ve oldukça güçlüdür. Ancak dünya tarihi ve özellikle büyük güç ili?kileri, bu tarz yakla??mlar?n realist perspektifte bir kar??l???n?n olmad???n? göstermektedir. Zira tarih boyunca, genelde ba?at güç (dominant power) olarak adland?r?lan çe?itli medeniyetler var olmu? ve di?er ülkelere belli ölçülerde üstünlük sa?layabilmi?lerdir. Osmanl? ?mparatorlu?u, ?spanya Krall???, Britanya ?mparatorlu?u, Napolyon Fransas? ve Sovyetler Birli?i, bunu bir ölçüde ba?arabilmi? devletlere örnek olarak gösterilebilir.
Dolay?s?yla, bugün dünya siyasetinde ABD hakimiyetinin azalmas?, dünyada e?itli?e dayal? yeni ve daha dostane ili?kilerin kurulaca?? anlam?na gelmeyebilir. Tam tersine, ABDnin liberal demokrasiye dayal? sistemi yerine, SSCB deneyimine benzer ?ekilde, Çinin tek partili ama sosyal piyasa ekonomisine dayal? sistemi ya da Rusyan?n otoriter tek adam yönetimi dünyadaki hakim paradigma haline gelebilir. Zira dünya tarihinde sava?lar?n, çat??malar?n ya da sorunlar?n olmad??? tek bir y?l dahi ya?anmam??t?r. Böyle bir durumda, ba?at gücün çok pasif bir pozisyon almas?, genelde onunla rekabet eden ve ona meydan okuyan (challenger) güçler taraf?ndan bir zay?fl?k göstergesi olarak da okunabilir. Nitekim Rusyan?n son Suriye hamleleri, I??D vah?eti, Suriye devlet terörü ve Suriyeli mülteci sorunlar?n? çözemeyen ve bölgeye istikrar getiremeyen ABDye kar?? olarak yap?lm?? ak?lc? ad?mlar olarak görülebilir. Zira bu sayede Rusya ve lideri Vladimir Putin, dünya siyasetinde oyun kurucu ve sorun çözücü bir lider olarak alg?lanmakta ve birçok ülkeden ve lobiden destek almaktad?r. Dolay?s?yla, Hegemonik ?stikrar Teorisinin de iddia etti?i üzere[3], lider oldu?unu iddia eden ülkenin bölge ve dünya siyasetine istikrar ve düzen getirmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, Amerikan istisnac?l???n? kabul etmek ya da reddetmek yerine, dünya gerçekleri do?rultusunda sistemsel analizler yapmak daha ak?lc? bir yakla??m olacakt?r. D?? politika, ço?unlukla e?itlikçi-özgürlükçü idealler de?il, ulusal ç?karlar ve güç dengeleri etraf?nda ?ekillenen bir ak?l ve güç mücadelesidir. Bu nedenle, Amerikan liderli?i sorgulan?rken, alternatiflerin cazibesi de iyi incelenmelidir. Zira ABDnin hatal? ve baz? konularda gerçekten de çifte standartlara dayal? yakla??m?, yine de unutulmamal?d?r ki, demokrasi, insan haklar?, dü?ünce özgürlü?ü ve serbest piyasa ekonomisi gibi do?ru de?erlere dayanmaktad?r. Oysa ABDnin güç kaybetti?i bir sistemde, bu de?erlerin yerini daha farkl? ve kötü kriterler alabilir. Ayr?ca yine bu konuda, yaz?da bahis konusu yap?lan ABD içerisindeki farkl? yakla??mlar?n yak?ndan ve canl? canl? incelenmesi için, 2016 ABD Ba?kanl?k seçimleri adeta bir laboratuvar i?levi görecektir.
Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMEC?
KAYNAKLAR
- Restad, Hilde Eliassen (2011), The Past in Political Science: American Exceptionalism and U.S. Foreign Policy, Norwegian Institute of International Affairs (NUPI), A paper presented to the ECPR conference, Reykjavik, Iceland, August 2011, http://ecpr.eu/filestore/paperproposal/b794a228-2972-4fc7-ae16-3b309e417416.pdf.
- Friedman, Uri (2012), American Exceptionalism: A Short History, Foreign Policy, http://foreignpolicy.com/2012/06/18/american-exceptionalism-a-short-history/.
[1] Bak?n?z; Hilde Eliassen Restad (2011), The Past in Political Science: American Exceptionalism and U.S. Foreign Policy, Norwegian Institute of International Affairs (NUPI), A paper presented to the ECPR conference, Reykjavik, Iceland, August 2011, http://ecpr.eu/filestore/paperproposal/b794a228-2972-4fc7-ae16-3b309e417416.pdf.
[2] Uri Friedman (2012), American Exceptionalism: A Short History, Foreign Policy, http://foreignpolicy.com/2012/06/18/american-exceptionalism-a-short-history/.
[3] Bu konuda bir yaz? için; http://politikaakademisi.org/hegemonik-istikrar-teorisi-ve-amerikan-liderligi/.
Available link for download
Labels:
amerikan,
İstisnacılığı
Tuesday, March 7, 2017
Amerikan Think Tank Endüstrisi
Amerikan Think Tank Endüstrisi

Washington D.C.de yeni kurulan[1] Çin Halk Cumhuriyeti orijinli tek think-tank (dü?ünce kurulu?u) olan ICAS (Institute for China-America Studies, Çin-Amerika Çal??malar? Enstitüsü)[2], Amerika Birle?ik Devletlerindeki think-tank endüstrisi hakk?nda 31 May?s 2016 tarihinde Alek Chance imzal? bir rapor yay?nlam??t?r. Think Tanks in the United States: Activities, Agendas, and Influence (ABDdeki Dü?ünce Kurulu?lar?: Aktiviteler, Ajandalar ve Etkileri) adl? rapor[3], Çin-ABD ili?kilerinin ba?ta Güney Çin Denizindeki ihtilaflar ve dünya ekonomik liderli?i gibi konularda sorunlu bir dönemden geçti?i de dü?ünüldü?ünde, yak?ndan incelenmeyi hak etmektedir. Bu yaz?da, bu raporu Türkçeye özetleyerek çevirmeye çal??aca??m.
Rapora think-tank endüstrisinin ABDde karar alma ve politika yap?m sürecindeki önemine dikkat çekerek ba?layan Chance, bu sektörün ABDde 20. yüzy?l ba?lar?nda geli?ti?ini yazm??t?r. ABDde günümüzde 1.830 civar?nda dü?ünce kurulu?u oldu?unu belirten Chance, tüm dünyada bu alanda yaln?zca 6.618 kurulu? oldu?unu söyleyerek, ABDnin bu alandaki öncü konumuna dikkat çekmi?tir. Bu sektörün ABDdeki y?ll?k geliri ise 1 milyar dolar civar?ndad?r. Bu rakamlar, kimileri için çok da etkileyici olmasa da, Chancee göre, ABDdeki think-tankler, politika yap?m ve karar alma süreçlerinde Amerikan yüksek ö?retim kurumlar?ndan bile daha etkili konumdad?r. Bunun sebebi ise, Amerikal? siyasetçiler (yasa yap?c?lar) ve think-tankler aras?nda, y?llar içerisinde güçlü bir ba??ml?l?k ili?kisinin kurulmu? olmas?d?r. Brookings, CFR (Council on Foreign Relations) ve Carnegie Endowment gibi köklü kurulu?lar ö?rencisiz üniversite olarak de?erlendirilen sayg?n kurumlar olmas?na kar??n, Amerikan think-tanklerinin yap?lar? birbirinden oldukça farkl?d?r. Nitekim bu think-tankler aras?nda 290 milyon dolar geliri ve 2000 civar?nda çal??an? olan RAND Corporation gibi çok büyük kurumlar oldu?u gibi, birkaç çal??an?n yönetti?i ve gazetecilik-akademisyenlik-dü?ünce kurulu?u aras?nda bir yerde konumlanan -bütçeleri 1 milyon dolardan daha küçük- kurulu?lar da vard?r. ABDde think-tanklerin bu derece önemli olmas?n?n en önemli sebebi ise, sivil bürokrasinin zaafiyeti ve parti disiplininin olmamas? nedeniyle, sistemde uzman ki?ilerin son derece gerekli olmas?d?r. Ayr?ca yay?n yapma zorunlulu?u hisseden akademisyenlerin aksine, ABDde think-tank çal??anlar?n?n özgürce çal??abilmeleri, onlar? daha verimli ve alan?nda uzman ki?iler haline getirmektedir.

Amerikan think-tankleri ve çal??an say?lar?
ABDde ilk think-tank dalgas? 20. yüzy?l ba?lar?nda ya?anm??t?r. Bu dönemde kurulan think-tankler aras?nda Carnegie Endowment for International Peace (1910), Brookings Institution (1916), Hoover Institution (1919) ve Council on Foreign Relations (1921) vard?r. Bu kurulu?lar, kendilerini siyasi etkiden uzak tutmay? ba?arm?? ve farkl? fikirlere yer veren demokratik yap?lar? sayesinde yasa ve politika yap?c?lar için sayg?n kurulu?lar haline gelmi?lerdir. Bu dönemde özellikle Büyük Buhran?n nedenleri üzerine yap?lan çal??malarla ve ekonomik krize yönelik çözüm önerileriyle dikkat çeken birinci nesil Amerikan think-tankleri, ?kinci Dünya Sava?? sonras?nda ABDnin yeni d?? politikas?na paralel olarak daha önemli roller üstlenmi?lerdir. Örne?in, Brookings Marshall Plan?na yön verirken, CFR de ABDnin Sovyetleri çevreleme politikas?na büyük ölçüde yön veren kurulu? olmu?tur. ABD Hava Kuvvetleri, think-tanklerin önemi ve ABDnin yeni ve küresel çaptaki d?? politika anlay???n?n gerektirdi?i uzmanl???n fark?na vararak, 1945 y?l?nda RAND? kurmu?tur. RAND ve benzeri dü?ünce kurulu?lar?, ABDnin ikinci nesil think-tankleri olmu?tur. 1973 y?l?nda Heritage Foundation?n kurulmas? ise, ABD tarihi aç?s?ndan bir di?er önemli dönüm noktas? olmu?tur. Serbest giri?imcilik ve muhafazakâr de?erlerin korunmas? amac?yla siyasetçilere kapsaml? raporlar haz?rlamak için kurulan Heritage, modern dü?ünce kurulu?lar?n?n ilk örneklerinden olmu?tur. Heritage, iki yönüyle önceki dü?ünce kurulu?lar?ndan daha farkl?d?r. ?lk olarak, Heritage, think-tanklerin çal??ma alanlar?n? çok geni?letmi? ve daha çok savunma politikas? ve d?? politika ile s?n?rl? olan think-tanklerin tüm siyasi konularda raporlar yazabilmesini sa?lam??t?r. ?kinci olarak, Heritage, tarafs?z think-tank tarz?n? sona erdirmi? ve muhafazakâr ve milliyetçi de?erlerin korunmas? konusunda taraf olan ve bu alanda çok daha a??r basan dü?ünce kurulu?lar? ekolünü ABDde ba?latm??t?r. Nitekim bir ara?t?rmaya göre, bugün de ABDdeki sa?/muhafazakâr dü?ünce kurulu?lar?, sol/liberal dü?ünce kurulu?lar?n?n 3 kat? oran?ndad?r. 1980 y?l?ndan beri, ABDdeki dü?ünce kurulu?lar?n?n say?s? h?zla artmaktad?r. Ancak bu e?ilim, siyasi/ideolojik e?ilimli dü?ünce kurulu?lar?n?n da h?zla artmas?na neden olmu?tur.
Alek Chance, raporunun sonraki bölümünde Amerikan think-tank endüstrisi hakk?nda önemli baz? istatistiklere yer vermektedir. Buna göre;
- ABDde 1.830 civar?nda think-tank vard?r.
- Dünyadaki think-tanklerin yüzde 60? ABD ya da Avrupadad?r.
- Dünyadaki think-tanklerin yüzde 90? 1951den sonra kurulmu?tur.
- Amerikan think-tanklerinin say?s?, 1980 y?l?ndan beri önceki dönemin iki kat?na ç?km??t?r.
- 1980 sonras? kurulan Amerikan think-tanklerinin büyük ço?unlu?u, baz? özel alanlarda/konularda uzmanla?m??lard?r.
- Amerikan think-tanklerinin yakla??k dörtte biri Washington D.C.dedir.
Peki, think-tankler ne i? yapar? ABD özelinde, think-tanklerin siyaset yap?m?nda çok önemli bir yeri vard?r. Örne?in, Cumhuriyetçi Parti ad?na Ba?kan seçilen Ronald Reagan, 1981 y?l?nda Beyaz Saraya girerken, partiye yak?n en önemli dü?ünce kurulu?u olan Heritage Foundation, kendisine 2000 civar?nda farkl? konuda kapsaml? politika önerileri sunan inan?lmaz bir rapor haz?rlam??t?r. Mandate for Leadership adl? bu rapor, Reagan yönetimince adeta kutsal bir kitap olarak görülmü? ve politikalar?n belirlenmesinde kritik rol oynam??t?r. Öyle ki, Reagan ofisten ayr?l?rken, burada yaz?l? olan önerilerin yüzde 60?n? gerçekle?tirmi?tir. Bugün de, kendi alan?nda uzman ki?ileri toplayan kaliteli think-tankler, Amerikada özellikle d?? politika yap?m sürecinde çok önemli görevler üstlenirler. Siyasetçilere rapor yazan, dan??manl?k hizmeti veren ve çe?itli konularda kamuoyu olu?turulmas?na hizmet eden dü?ünce kurulu?lar?, ayn? zamanda gazeteciler ve medya kurulu?lar? için de hizmet verirler. Teknik bilgi odakl? içerik olu?turmakta zorlanan televizyon kanallar?, gazeteler, dergiler ve internet tabanl? haber siteleri, yay?nlar?nda think-tanklerin uzmanlar?na yer vererek, izleyicilerine ve okurlar?na daha kaliteli hizmet sunabilmektedirler. ABDde, think-tanklerin halk e?itimi ve akademik aç?dan da önemli rolleri vard?r. Örne?in, CFR taraf?ndan yay?nlanan Foreign Affairs dergisi ve önceden Carnegie Endowment?n yay?nlad??? Foreign Policy dergisi gibi yay?nlar, halk?n d?? politika alan?nda bilgilendirilmesi ve bu alanda üniversitelerde okutulan derslere güncel içerik sa?lanmas? aç?s?ndan da kritik derecede önemli roller üstlenmektedirler.
Think-tanklerin aktiviteleri kategorize edilirse, ?öyle bir tablo kar??m?za ç?kabilir;
Kamuya Yönelik | Özel Ç?karlara Yönelik |
Konferanslar, kongreler ve seminerler düzenleyerek iç ve d?? politikadaki birçok konuyu tart??maya açmak. | Hükümet görevlileri, yasa yap?c?lar (milletvekilleri), Senatörler ve bürokratlar? kabul etmek. |
Akademisyenleri halkla bulu?turmak ve fikirlerinin duyulmas?n? sa?lamak. | Ba?kanl?k seçimleri döneminde dan??ma hizmeti vermek. |
Kongrede çe?itli komitelerde beyanatta bulunmak, ?ahitlik etmek. | ?lgili ki?ileri davet ederek, konferans, seminer ve workshoplar düzenlemek. |
Kitap, makale, bro?ürler yay?nlamak. | Ziyaretçi olarak çe?itli bürokratlar?n think-tanklerde görev yapmas?n? sa?layarak, kendilerini geli?tirmelerine arac?l?k etmek. |
Politika önerilerini özetlemek ve konular? halk?n anlayabilece?i basit hale getirmek için görsel ya da i?itsel kaynak olu?turmak. | Önceden önemli görevlerde bulunmu? siyasetçi ve bürokratlara kadrolar?nda yer vererek, politika yap?m sürecine katk?da bulunmak. |
Web siteleri olu?turarak, yay?nlar?n merakl?lar?nca okunmas?na arac?l?k etmek. | Yasa yap?c?lar ve bürokratlar için özel raporlar haz?rlamak. |
ABDde, think-tankleri yap?lar? itibariyle 4 ana kümede toplamak mümkündür. Bunlardan ilki, ö?rencisiz üniversite olarak adland?r?lan köklü ve sayg?n dü?ünce kurulu?lar?d?r. Bunlar, genelde tarafs?z ve partiler üstü olarak konumlanm?? ve devlet kat?nda büyük sayg? gören büyük dü?ünce kurulu?lar?d?r. ?kinci tip think-tankler, government contractors ad? verilen ve çe?itli konularda ABDde devletten fon ya da ihale almaya çal??an daha küçük boyutta ve sadece belli konularda uzmanla?an kurumsal yap?lard?r. Üçüncü tip think-tankler, aktivistlerin olu?turdu?u ve belli bir konuda kamuoyu olu?turmak için kurulmu? bir nevi bask? grubu olarak çal??an dü?ünce kurulu?lar?d?r. Bu tip think-tankler, maddi kazançtan çok, belli siyasi/ideolojik konularla ilgilenirler. Örne?in, çevreci kurulu?lar ve think-tankler, rahatl?kla bu alana dâhil edilebilir. Dördüncü tip think-tankler ise, James McGann?n partizan ad?n? verdi?i ve tamamen belli bir parti ekseninde hareket eden dü?ünce kurulu?lar?d?r. Örne?in, Heritage, Cumhuriyetçi Parti ile olan güçlü ba?lar? nedeniyle bu tip yap?da olan bir think-tanktir. Aktivistlerin olu?turdu?u üçüncü tip haricinde, tüm think-tanklerde, maddi/ekonomik ç?karlar ön plandad?r.
Amerikan think-tankleri, genelde bir CEO ya da Ba?kan taraf?ndan yönetilen ve büyük kurumlarda yöneticilerinin maa?lar? 200.000 dolar ile 600.000 dolar aras?nda de?i?en yap?dad?r. Think-tanklerin, haliyle ara?t?rmac?lara ve uzmanlara ihtiyaçlar? vard?r. Amerikan think-tankleri, genellikle senior fellows ya da resident fellows ad? verilen ve uzun süreli kontrat imzalayan kendi akademisyen ya da uzman çal??anlar?n? istihdam etmektedirler. Ziyaretçi (visiting) ya da non-resident fellow çal??anlar ise, geçici süreyle ve bir konuda ara?t?rma yapmas? ve rapor yazmas? için kuruma dâhil edilen akademisyenlerdir. Bu tip akademisyenler maa?l? olarak çal???rken, adjunct fellows ad? verilen bir grup uzman ve akademisyen de, bu tip kurumlarda ücretsiz olarak çal??maktad?rlar. Ayr?ca think-tanklerde ara?t?rma asistanlar?, editörler ve bloggerlar gibi çok farkl? tipte maa?l? çal??anlar bulunmaktad?r. Brookings ve CSIS gibi geleneksel think-tankler kadrolu akademisyen ve uzman ara?t?rmac?lara a??rl?kla yer verirken, daha küçük think-tanklerde blogger ya da yerinden bilgi sa?layabilen akademik derecesi olmayan ki?iler de önemli roller üstlenebilirler.

Amerikan think-tanklerinin ideolojik s?n?fland?r?lmas?
Think-tanklerin finanse edilmesi de çok önemli bir konudur. Brookings ve Carnegie gibi baz? kurumlar ba???lar ve vak?f gelirlerine dayan?rken, RAND gibi baz? kurulu?lar da mü?terilerinden gelen kontrata dayal? gelirler sayesinde ayakta kalmaktad?rlar. RAND, 2013 y?l?nda 300 milyon dolara yakla?an geliriyle, bu alanda istisnai bir ba?ar? örne?idir. Ayr?ca ideolojik aç?dan da Amerikan think-tanklerini s?n?fland?rmak mümkündür. Örne?in, Heritage ve Hoover Institution gibi kurumlar muhafazakâr/sa? de?erleri savunurken, Carnegie ve Brookings sol/liberal de?erleri savunmaktad?r. CFR daha merkezde bir kurum olarak dikkat çekerken, CSIS, Washington Institute ve RAND ?l?ml?/merkez sa?, Cato Institute özgürlükçü (liberter) ve CAP (Center for American Progress) sol (progressive) çizgidedir.
Amerikan think-tanklerinin etki alan?na bak?ld???nda ise, ?öyle bir durum kar??m?za ç?kmaktad?r;
- 1999-2008 y?llar? aras?nda uzmanlar?n?n Kongredeki komitelerde görü?lerine ba?vurulmas? oranlar?na bak?ld???nda; AEI (American Enterprise Institute) yüzde 21, CSIS yüzde 17, Heritage yüzde 15, Cato Institute yüzde 13, Brookings yüzde 11, Urban Institute yüzde 10 ve di?erleri yüzde 13 a??rl??a sahiptir.
- 1999-2008 y?llar? aras?nda ulusal medyada yer alma oranlar?na bak?ld???nda; Brookings yüzde 26, AEI yüzde 14, Heritage yüzde 13, CSIS yüzde 9, Cato Institute yüzde 9, Urban Institute yüzde 6 ve di?erleri olarak yer almaktad?r.
- 1999-2008 y?llar? aras?nda uzmanlar?n?n Kongrede görü?lerine ba?vurulmas? oranlar?na bak?ld???nda; Heritage yüzde 22, Brookings yüzde 17, RAND yüzde 12, CSIS yüzde 10, Urban Institute yüzde 9, AEI yüzde 9 ve di?erleri olarak yer almaktad?r.
ABDde ve dünyada think-tanklerin ilerleyen y?llarda daha da fazla önem kazanaca?? ortadad?r. Medyan?n geli?mesi ve küreselle?me ve sosyal medya sayesinde ba?layan bilgi bombard?man?, bu bilgileri süzüp anlaml? hale getirecek kalifiye personel ihtiyac?n? ortaya ç?karm??t?r. Zaten devlet görevlileri ve üniversite personelinin geleneksel rolleri nedeniyle bu alanda yetersiz kalmas?, think-tankleri serbest piyasa ekonomisi ko?ullar?nda do?al olarak ortaya ç?karm?? ve bugün de daha da geli?melerine neden olmaktad?r. Ancak ABD özelinde, kutupla?an siyaset nedeniyle think-tanklerin de eskisinden farkl? olarak giderek daha fazla kutupla?abilece?i dü?ünülebilir. Maddi zorunluluklar da, think-tanklerin tamamen tarafs?z yay?n yapmalar?n? imkâns?z hale getirmektedir. Bu nedenle, think-tank ve lobi faaliyetlerini önemsemek, ancak bunun madalyonun sadece bir yüzü oldu?unu ak?lda tutmak gerekir.
Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMEC?
[1] http://foreignpolicy.com/2016/07/07/beijing-establishes-washington-dc-think-tank-south-china-sea/.
[2] Web sitesi için; http://chinaus-icas.org/.
[3] Raporun tamam? buradan okunabilir; http://chinaus-icas.org/wp-content/uploads/2016/05/ICAS-Report-2016-Think-Tanks-in-the-US.pdf.
Available link for download
Labels:
amerikan,
endüstrisi,
tank,
think
Subscribe to:
Posts (Atom)